fbpx
blog

BİLEN SÖYLEMEZ, SÖYLEYEN DE BİLEMEZ; AŞK!

“ Ah mine’l Aşk ”

“ Ah mine’l Aşk ”
Kalbe düşmüş 3 harf
Sonsuz bir sevda, kocaman muamma!
Vuslat bulsaydı adı aşk olmazdı. 
Ah ah… Ah aşk. 

 

Aşk yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur dendi. İlahi hakikat aşkla başladı ve herkesi eşitledi. “Bilinmeyi istedim, kainatı yarattım” buyurduğu anda başladı aşk. Sonrası Keremler, Aslılar, Şirinler. Hangisi kavuşabildi? Asırlar geçti, dinmeyen yangınlar dilden dile dolandı. Yangın ahhh ile başladı ve hiç sönmedi.

AŞK;  Milyonlarca kelimenin  bir araya gelip hiçbir şey anlatamama hali.

BİR AŞIĞIN DUASIDIR : ” BENİ ONUNLA SINAMA”

Kaç kez aşık olur insan? 1 kez mi? 1 den fazla olunabilir mi? Yaşanılan en büyük hazzı, çekilen en büyük acıyı insan birden fazla yaşayabilir mi? Acısına bile aşık olunan bu duygu birden fazla insan için harcanır mı?

Bir başkasında tamamlanma arzusu. Ya o değilse ? Ama bir de oysa ? Bir gün biri çıkar karşına, tüm ezberleri bozdurur, savunmasız kalırsın, okuduğun tüm kitapları unutturur, yeni bir kitap yazarsın en baştan, kendine yenildiğini düşünürsün. Hal böyleyken, yenildiğin kimdir? Kendine mi, ona mı yenildin? Bu bir yenilgi midir peki? Hayır, sana koşulsuz sevmeyi öğretmeye gelmiştir. O senin hayalin, senin davetlindir. 

İstesen de vazgeçemezsin. Girmiştir bir kere frekansına. İnsan zihninin sınırlarını aşıp, öte aleme geçtiği durumdur aşk. O öte olan frekans bizi çoğu kez korkutur, çünkü alışık olmadığımız bir alemdir. İçerisinde bulunduğumuz alem kendi yaşam gerçeğimizle örtüşmez. Fazla güzel olan o hal aşırı yüksek bir haldir. Bu frekansa alışık olmadığımız için aşklar ayrılıkla sonuçlanır. Yeni ehliyet almış birini düşünün. Teorideki tüm becerileri edinmiş, araba sürmek için her kuralı öğrenmiş ve hazır. İlk arabası da Ferrari:) Daha önce deneyimleyemediği bir hazzı nasıl kontrol altına alabileceği konusunda hiçbir bilgisi yok. Kaza yapma oranı oldukça yüksek.  Daha öncesi yok bu duygunun. Olmadığı için bocalar insan. Bu ulvi duyguda onu incitmeden yaşamayı öğrenmek asıl mesele.

Livaneli demiş ; “Bir uçurumun kıyısında gözü bağlı yürümektir aşk” .

Yürümeye üşenirken koşmaya doyamamak gibi. Bitmeyen bir enerji, şair yapan hallerin nedeni. Kalpte hapis, nefeste esir eden. Zırhsız, savunmasız. Kahkaha, şarkılar, öfke gözyaşları, yaşanmayan yılların acısı, birlikte çocuk, zamansız ve mekansız..

Provalı ve disiplini olmayan bir duygudan bahsediyoruz. Sen aramadığında olur. Habersiz gelir. Beklenmedik bir şekilde, sen tesadüf zannedersin. Tesadüfleri inanmayı bırakmış olmalısınız. Görünmeyen manyetik bir enerji seni ve onu bir araya getirir. Bu güzel sihri anlayamadan içerisinde kaybolursun. Kendi gözlerini açtığında ilk onu görmek için ölürsün. Hipnotik bir bağ. Aşk her an, her hangi bir yerde, hiç beklemediğin anda olur. Gelişini asla duyurmaz ama seni bulduğundaki sıcaklığı çok güçlüdür.

Kalbin atmaya devam ederken, içinde ölecek kimsenin kalmaması, yaşarken ölmenin tam olarak ifadesi bu sanırım. Aşk olmadan kalem oynamaz, gözyaşı akmaz, kalp konuşmaz. Ölümü aşktandır, ölüm aşk yüzündendir, aşk ölümdür bazen de.Unutmamak lazım ki birçok dava birbirine zamanında güvenen, inanan, koşulsuz teslim olan insanlar arasındadır. 

Aşkı yıllara yay bakalım,  her görüşte o kalbinin ritmi değişmiyorsa eğer üzgünüm, sen aşktan bahsetme. Onun adı aşk değil. Aşk alışkanlığa dönüşmez, aşk histir… Hani küçükken altını  ıslattığını  herkesin gördüğü ama sıcaklığını sadece senin hissettiğin bir his gibi:)

Kaynağımız  aşk, aşktan daha azıyla yetinmeyi bilmiyoruz. Kalbinin ritmi her görüşte atmalı. Aşık olmak kolay, seks daha da kolay. Ama ruhunu kıvılcımlandıran birine rastlamak en zoru. Böyle bişe bulduysan gerçekten çok şanslısın. Ona sımsıkı sarıl. 

Baş kalbe doğru eğildikçe, bildiklerinden uzaklaşır insan. Kavrularak büyür aşkla.Tüm dünyaya kafa tutarsın da bir yanağın çukurunda diz çökerken bulursun kendini… Yaptıklarını sorgular, bu ben miyim diye durup düşünürsün. Büyük geçmiş olsun. Artık sen de bir aşığın duasındasın…

 

“Her aşk davası eden aşık olmaz; her muhabbetten dem duran sadık olmaz. Aşk bir kimyadır, onun madeni can olur; aşk bir gevherdir, onun mekânı kan olur. Aşk bir zevktir,” demiş Sinan Paşa, Tazarrûnâme’sinde.

“ Âh etmemiz aşk’tandır… 

Biz âşığız Çünkü, âh ederiz… 

Çünkü âh’ımız aşkımızın muhbiridir… 

Bizim âh larımızın esbâbı yalnızca aşktır… 

 biz âh etmeye geldik ”.

(İskender Pala)

 

Aşkı bilen söylemez, söyleyen de  bilmez.

 

                                                           

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı